


Çoğu mağaza blog yazılarına emek yağdırırken, arkasında gerçek satın alma niyeti olan kategori sayfaları zayıf ve optimize edilmemiş halde bekler.
Bir e-ticaret sitesinin SEO çalışmasına baktığımızda genelde şunu görüyoruz: düzenli yayınlanan bir blog, iyi kötü yazılmış otuz kırk yazı, ve bu yazılara harcanmış aylarca emek. Aynı sitenin kategori sayfalarında ise bir başlık, bir ürün ızgarası ve altında hiçbir şey.
Oysa arama niyeti açısından bu ikisi kıyaslanamaz. "Deri cüzdan nasıl bakım yapılır" arayan kişi öğrenmek ister; "erkek deri cüzdan" arayan kişi satın almak ister. İkincisi sizin kategori sayfanızın sorgusu ve satın almaya çok daha yakın.
Blog trafiği okuyucu getirir, kategori trafiği müşteri getirir. Emek dağılımı çoğu sitede tam tersidir.
Üç sebeple.
Arama niyeti ticari. Kategori adıyla arama yapan kişi karşılaştırma aşamasındadır. Ürünü zaten istiyor, nereden alacağına karar veriyor. Blog okuyucusunu bu noktaya getirmek için haftalar gerekir.
Hacim yüksek ve istikrarlı. "Kadın spor ayakkabı" gibi bir sorgunun arama hacmi, sizin yazacağınız herhangi bir blog yazısının hedeflediği sorgudan kat kat fazladır ve mevsimsel dalgalanma dışında sabittir.
Sayfa zaten var. Kategori sayfası sitenizde duruyor, ürünleri listeliyor ve iç bağlantı aldığı için otoritesi de görece yüksek. Sıfırdan içerik üretmiyorsunuz, var olanı güçlendiriyorsunuz. Emek/getiri oranı bu yüzden çok yüksektir.
Tipik bir kategori sayfası şöyledir:
Arama motoru açısından bu sayfa, aynı ürünleri listeleyen diğer yüzlerce siteden ayrışan hiçbir şey içermiyor. Sıralanmaması şaşırtıcı değil.
H1 sadece kategori adı olmamalı; kullanıcının aradığı hâliyle yazılmalı. "Cüzdan" yerine "Erkek Deri Cüzdan Modelleri". Sayfa başlığı (title) ise sorgu + ayırt edici bir unsur içermeli: fiyat aralığı, kargo vaadi, çeşit sayısı gibi.
Ürün ızgarasının hemen üstüne iki üç cümle. Amacı sayfayı doldurmak değil, kullanıcıya doğru yerde olduğunu ve burada ne bulacağını söylemek. Uzun olmamalı — ürünleri aşağı ittiği anda dönüşüme zarar verir.
Kullanıcıya yardım eden her filtre aynı zamanda kalış süresini uzatır. Ama hepsi indekslenmemeli; buna aşağıda döneceğiz.
Fiyat, indirim varsa eski fiyat, puan, yorum sayısı, renk seçenekleri, kargo bilgisi. Kullanıcı ürün sayfasına girmeden eleyebilmeli.
Asıl SEO metni buraya gelir. Ürün ızgarasının altına. Sebebini bir sonraki bölümde anlattık.
"Bunlara da bakın: kartlık, kemer, çanta" gibi. Hem kullanıcıya hem iç bağlantı yapısına yarar.
Kategoriye özgü 4–6 soru. "Hakiki deri nasıl anlaşılır", "kaç kart taşır", "bakımı nasıl yapılır". Bu bölüm hem uzun kuyruklu sorguları yakalar hem müşteri hizmetlerinin yükünü azaltır.
Bu, en çok hata yapılan noktadır. SEO metnini ürünlerin üstüne koyan siteler sıralamada bir şey kazanır, dönüşümde daha fazlasını kaybeder.
Kullanıcı kategori sayfasına ürün görmeye gelir. Karşısına üç paragraf metin çıkarsa geri döner. Doğru kurulum şöyledir:
Alt kısımdaki metnin sıralamaya katkısı, üstteki metinden anlamlı ölçüde düşük değildir; ama dönüşüme verdiği zarar sıfırdır.
Metni "açılır kutu" içine gizlemek konusunda dikkatli olun. Kullanıcıya kolaylık sağlayan, tıklanınca açılan bir bölüm sorun değildir. Ama içeriğin tamamını kullanıcıdan gizleyip yalnızca arama motoru için orada tutmak farklı bir şeydir ve iyi sonuçlanmaz.
Bu, e-ticaret SEO'sunun en sinsi problemidir. Renk, beden, fiyat aralığı ve marka filtreleri birleştiğinde binlerce adres üretilir. Her biri neredeyse aynı ürünleri listeler.
Sonuç: arama motoru sitenizi tararken bütçesini bu kombinasyonlara harcar, asıl önemli sayfalarınıza sıra gelmez. Üstelik birbirinin neredeyse aynısı yüzlerce sayfa, hiçbirinin güçlenmemesine yol açar.
Tüm kategorileri aynı anda elden geçirmeye çalışmayın. Sıralamayı şöyle kurun:
Kategori yapınızı, indeksleme kurulumunuzu ve mevcut sıralamalarınızı inceleyip hangi sayfaları önce düzeltmeniz gerektiğine dair öncelikli bir listeyle dönelim.


